« Önceki |

18/11/2007

Tertil 15

bismilah22.gif picture by Rahmetli

 

Yazının başlangıcı için tıklayın!>

 

Kur’an’da yemin; Rabbimizin afak ve enfüste var ettiği ayetleri üzerinde tefekkür (fikretme) ile kullarına hikmet penceresini aralatmak amacıyladır. Ancak bu anlamda gören gözler inen vahyi görüp anlayabilir.

Sadece düşünen, akleden, fikreden bir toplumda bu ayetler anlamını bulur, pratiğe aktarılır...

77/1) Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun;

77/2) Derken kökünden koparıp savuranlara.

77/3) Yaydıkça yayanlara.

77/4) Böylece ayırdıkça ayıranlara,

77/5) Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;

77/6) Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.

77/7) Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.

77/8) Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman,

77/9) Gök yarıldığı zaman

77/10) Dağlar, kökünden sökülüp savurulduğu zaman,

77/11) Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman

77/12) (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti?

77/13) (Mü'mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.

77/14) Bu ayırma gününü sana ne bildirdi?

77/15) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/16) Biz, öncekileri helak etmedik mi?

77/17) Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz.

77/18) İşte biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz.

77/19) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/20) Sizi basbayağı bir sudan yaratmadık mı?

77/21) Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

77/22) Belli bir süreye kadar;

77/23) İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, biz ne güzel güç yetirenleriz.

77/24) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/25) Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?

77/26) Dirilere ve ölülere.

77/27) Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?

77/28) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/29) Kendisini yalanladığınız (azab) a gidin.

77/30) Üç dala ayrılmış bir gölgeye gidin.

77/31) Ne gölge altında barındırır, ne (yakıcı) alevden korur.

77/32) Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.

77/33) Her biri, sanki sapsarı erkek deve sürüleri gibidir.

77/34) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/35) Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

77/36) Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.

77/37) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/38) Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'bir arada topladık.'

77/39) Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.

77/40) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/41) Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;

77/42) Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar) .

77/43) Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.

77/44) Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.

77/45) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/46) (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.

77/47) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/48) Onlara: ‘Rüku edin’ denildiği zaman, rüku etmezler.

77/49) O gün, yalanlayanların vay haline.

77/50) Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?

 

Yazının devamı için tıklayın!>

18/11/2007

Tertil 6

81/1) Güneş, köreltildiği zaman,

81/2) Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman,

81/3) Dağlar, yürütüldüğü zaman,

81/4) Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman,

81/5) Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman,

81/6) Denizler, tutuşturulduğu zaman,

81/7) Nefisler, birleştiği zaman,

81/8) Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman:

81/9) ‘Hangi suçtan dolayı öldürüldü?’

81/10) Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman,

81/11) Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman

81/12) Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman,

81/13) Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,

81/14) (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir.

 

Ve yine ayetler... Ezelden beridir var olan Rabbimizin o kevni ayetlerine yemin, görebilen göz için Rabbimizin kudretini haykıran ayetler...

81/15) Artık hayır; yemin ederim (gündüz) sinip (gece) dönen (gezegen) lere,

81/16) Bir akış içinde yerini alanlara;

81/17) Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye andolsun,

81/18) Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;

 

Evet işte bu ayetler kadar gerçek, bu ayetler kadar haktır bu Kuran... Geldiği yer itibariyle de, getiren melek elçi itibariyle de, gönderilen Resul itibariyle de şerefli, güvenilir ve eşsiz...

81/19) Şüphesiz o (Kur'an) , üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür;

81/20) (Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi katında şereflidir.

81/21) Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir.

 

Ne deli saçması, ne uydurma ne de şeytan sözüdür bu Kuran...

81/22) Sizin sahibiniz bir deli değildir.

81/23) Andolsun o (peygamber) , onu apaçık bir ufukta görmüştür.

81/24) O, gayb (haberlerin) e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz.)

81/25) O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir.

 

O halde size gelmiş, sizi bulunduğunuz çukurdan çekip kurtaracak, size rahmet olan bu öğüt ve hatırlatma olan Kuran’dan niye kaçıyorsunuz?

81/26) Şu halde, siz nereye kaçıp-gidiyorsunuz?

 

Ama bu böyledir. Kimin hidayete layık olduğunu, kimlerin bu gerçeği görebileceği Rabbimin dilemesiyledir. Kimlerin elini gerçekten uzattığını, kimlerin gerçekten doğru bir yön ve istikameti dilediğini en iyi yine o bilir...

81/27) O (Kur'an) , alemler için yalnızca bir zikirdir;

81/28) Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak dileyenler için.

81/29) Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

Yazının devamı için tıklayın!>

bismilah22.gif picture by Rahmetli

Yazının başlangıcı için tıklayın!>

İşte alaya aldıkları, ne zaman ne zaman deyip durdukları mutlak son. Tüm dehşetiyle muhataplarına tasvir ediliyor. Sadece kelimelere dökülmüş, kelimelerle resmedilmiş haliyle bile tüyler ürpertici. Hesap günü, diriliş günü... Suçlulara suçlarının sorulduğu, haksızların hesap verdiği, yaptıklarının (ki kıl kadar haksızlık yapılmadan) karşılığını alacakları o gün... Mü’minlerin, tartıları ağır gelenlerin yüzlerinin parlayacağı, kafirlerin, tartıları hafif gelenlerin yüzlerinin asılacağı o müthiş gün, saat...

18/11/2007

Tertil 5

bismilah22.gif picture by Rahmetli

Yazının başlangıcı için tıklayın!>

85/1) Burçları olan göğe andolsun,

85/2) O vadedilen güne,

85/3) Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene) .

Ayetler... Görebilen göz, hissedebilen bir yürek için bir anlam ifade eder. Ve bu anlam ayetlerin var edene işaretini görmektir ayetlerde. Yeryüzü ve gökyüzünde var olan her şey var edene işaret eden ayetlerdir. Gören bilir var edenin vaadinin mutlak gerçekleşeceğini. Öyle iman eder, öyle tanıklık eder, tanıklığını ölümüne kadar sürdürür...

 

85/4) Kahrolsun Ashab-ı Uhdud

85/5) 'Tutuşturucu-yakıt dolu o ateş,'

85/6) Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.

85/7) Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

85/12) Doğrusu, Rabbinin 'zorlu yakalayışı' şiddetlidir.

Görmeyen, göremeyen, görmek istemeyen, gözlerini kapatanlar... Yetmedi görenlere karşı duranlar, görmesinler diye gözlerini kapatmaya çalışanlar, engel olanlar, engelleyenler, vazgeçirmek için zor kullananlar, eziyet edenler, işkence edenler... Görmek istemeseler de yaptıkları görülür ve bir bir kayıt altına alınır. Ve son... Ve sonunda görmek istemedikleri Hak ile karşı karşıya kalırlar.

 

85/13) Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.

85/14) O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

85/15) Arşın sahibidir; Mecid (pek yüce) dir.

85/16) Her dilediğini yapıp-gerçekleştirendir.

Çünkü O’dur her şeyi ilkin var eden, sonunda da var edecek olan. Sonsuz rahmet sahibidir, bağışlayandır, affedendir. Yeter ki pişman olsun yanlış yapan, yeter ki dönsün... Yücedir, yücelerin en yücesidir. Yüceliğinde ortak tanımaz asla. Mutlak egemenlik O’nundur.

 

85/17) Orduların haberi sana geldi mi?

85/18) Firavun ve Semud (ordularının) ?

85/19) Hayır; inkâr edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.

85/20) Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.

Tarih boyunca karşı duran, gözlerini kapatan, engel olan niceleri gelip geçmiştir. Ve Baki olan Allah, hep varolan, karşı duranların bile yeniden var edilişi O’nun elinde, kudretinde olandır.

 

85/21) Hayır; o (Kitap) , 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır;

85/22) Levh-i Mahfuz'dadır.

Ayetleri görenler, görebilenler bilir, bu Kitab’ın şeref ve üstünlüğünü. Kıyamete kadar geçerliliğini koruyan, zaman ve mekan üstü olan Kuran’ın aydınlığında yol alanlardır onlar. Onlardır muttakiler, onlardır mü’minler...

Yazının devamı için tıklayın!>

18/11/2007

Tertil 4

bismilah22.gif picture by Rahmetli

Yazının başlangıcı için tıklayın!>

82/1) Gök, çatlayıp-yarıldığı zaman,

82/2) Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman,

82/3) Denizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman,

82/4) Ve kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman;

82/5) (Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.

 

Ve o dehşetli gün geldiğinde, gözlerin çatlak ararken yorgun düştüğü gök çatlayıp-yarıldığı zaman, her şeyin altüst olduğu o an...  Yeniden dirilişin kıyametin gerçekleşeceği o zaman... Kişi neleri hazır edip getirdiğini, neleri de ihmal ettiğini anlayacaktır... İlk inen ayetlerde vurgu hep hesaba çekileceği bilincinin insanoğluna yerleştirilmesi üzerine. Yapıp-etmelerinden sorumlu tutulacağı, başıboş bırakılmadığı inancı-bilinci...

 

91/1) Güneşe ve onun parıltısına andolsun,

91/2) Onu izlediği zaman aya,

91/3) Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,

91/4) Onu sarıp-örttüğü zaman geceye,

91/5) Göğe ve onu bina edene,

91/6) Yere ve onu yayıp döşeyene,

91/7) Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',

91/8) Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun) .

91/9) Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.

91/10) Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.

 

Yine yemin ile başlayan ayetler. Yine dikkat kesilmesi isteniyor insanoğlunun. Her zaman gördüklerine, şahit olduklarına daha dikkatli, daha rikkatli bakması isteniyor. Sıradanlaşan her olayın arkasında yatan gerçeği, bu sıradan görünen ama mükemmel işleyişin arkasında ki muazzam gücü görmesi isteniyor. Kişiyi vareden, düzenleyen, O’na fücuru ‘taşkınlık yapma yetisini de’, takvayı ‘sakınma-kendini denetleme yetisini de’ veren gücün farkına varması isteniyor.

Kurtulanlar..... temizlenenlerdir, temizleyenlerdir, arınanlardır, arındıranlardır kendilerini ve çevrelerini...

Yıkıma uğrayanlar... kirlenenlerdir, kirletenlerdir, bozanlardır, bozguna uğratanlardır kendilerini ve çevrelerini...

 

108/1) Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.

108/2) Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

108/3) Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.

 

Rabbimizin verdiği nimetleri sayamayız, hangi birini sayabiliriz ki... Böylesi sonsuz nimet tufanı karşısında istenen, sadece O’na yönelmek (namazın hayata uyarlanışıdır), ve O’nun için her şeyden vazgeçmedir İbrahim gibi... Gerekirse İsmail’den bile....

 

87/1) yüce ismini tesbih et,

87/2) Ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi',

87/3) Takdir etti, böylece yol gösterdi,

87/4) 'Yemyeşil-otlağı' çıkardı.

87/5) Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.

 

Rabbimizin yüceltilmesi, hiçbir şeyi O’na denk görmemektir, O’na ait olan, O’na has olanı başkasına vermemektir. Sahip olduğu sıfatları başkasına vermemektir. Her şeyin sahibi O’dur. Yaratan da O, düzenleyen de O, Takdir eden de, yol gösteren de.

Dirilişi gerçekleştiren de, öldüren de O. O’dur yücelerin yücesi. Egemenliğin tek sahibi.

Yazının devamı için tıklayın!>

18/11/2007

Tertil 3

bismilah22.gif picture by Rahmetli

Yazının başlangıcı için tıklayın!>

Ve ayet nüzul sırasına kaldığımız yerden devam etmeye gayret edeceğiz..

88/1) (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?

88/2) O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'

88/3) Çalışmış, boşuna yorulmuştur.

88/4) Kızgın bir ateşe yollanırlar.

88/5) Kaynar bir kaynaktan içirilirler.

88/6) Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

88/7) Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur.

88/8) O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde) dirler.

88/9) Harcadığı-çabadan dolayı hoşnuttur.

88/10) Yüksek bir cennettedir.

88/11) Orda anlamsız bir söz işitmez.

88/12) Orda 'durmaksızın akan' bir kaynak vardır.

88/13) Orda 'yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır;

88/14) Konulmuş (içecek dolu) kaplar,

88/15) Dizi dizi yastıklar,

88/16) Ve serilmiş yaygılar.

İlk inen ayetlerde vurgulanan, insanın yapıp-etmelerinden sorumlu tutulduğu, başıboş bırakılmadığı, hayatı neye göre yaşadığının hesabını vereceği bir öte dünya AHİRET inancı... Yeniden diriliş KIYAMET...

Sonuca göre hayatı tanzim etmeye çağrıdır bu ayetler...

Sonucun bildirilmesi, başa geleceklerin hatırlatılması, hesaba çekileceği bilinciyle hayatı tanzim etmeye bir çağrı...

 

86/11) Dönüşlü olan göğe andolsun.

86/12) Yarılan yere de.

86/13) Şüphesiz o (Kur'an) , ayırdeden bir sözdür.

86/14) O, bir şaka değildir.

86/15) Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;

86/16) Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.

86/17) Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.

Gelen vahyin gökyüzü ve yer kadar gerçektir. Ve doğru ile yanlışı ayırt eden, bunun bilinci ve bilgisini veren bu söze Kur’an’a itibar etmeyip, O’nun duyurulmasına engel olmak için planlar kuran kafirlere az bir süre tanınması isteniyor...

Yazının devamı için tıklayın!>